EĞİTİMDE
YAŞANANLAR 2018 ANALİZİ
Her
yılsonunda yıl boyu yaşananların konuşulması-yazılması, bir yılda
yapılanların-yapılamayanların, iyi-kötü olayların muhasebesi genel bir
değerlendirmesinin yapılması kayıtlara geçilmesi faydalıdır. İnsanoğlu
unutkandır. Eğitimde neredeydik, nerelere geldik ve nereye doğru gidiyoruz.
Yapılanlar çabucak unutuluyor, hiçbir şey yapılmıyor ya da yapılan her şey
yanlış ve kötü yapılıyor zannedilebiliyor. Halkın öncelikle eğitim sistemine
güveninin sağlanması, korunması ve geliştirilmesi gerekiyor. Sürekli sınav ve
sistem tartışmalarıyla kamuoyunda eğitimin tartışılması bir işe yaramadığı gibi
güvenin azalmasına yol açmaktadır. En basiti veliler, öğrencilerinin sözüyle
okulu, öğretmeni yargılamaya kalkmaktadır. Eğitim alanında birçok şeyi diğer
ülkelerden daha iyi başarıyoruz temel sorunumuz ise bunları veliye ve öğrenciye
yansıtabilmektedir.
Milli
Eğitim Bakanlığı, sadece açıköğretim öğrencilerine ve kendi personelinden
görevde yükselmek isteyenlere değil diğer birçok bakanlıkların sınavlarını da
başarıyla yürütmektedir. Bir milyon öğretmen ve çalışanın yönetilmesi ve yirmi
milyona yakın insana örgün-yaygın ve uzaktan eğitim hizmeti sunulmasını önemli
bir başarı olarak görmek gerekir. Yıllardır yapılan çalışmaları yok saymak da
doğru değildir. Sadece liselere geçiş sınavlarını baz alarak kurumu yıpratmamak
gerekir. Ancak hedeflenen ve ulaşılması istenen noktada olmadığımız buna rağmen
yoğun bir çaba içinde olunduğu peşinen söylenmelidir. Nedense millet olarak
bardağın boş tarafını görenlerimizin sesi daha çok çıkıyor.
Siyaset,
Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), “2018’ de Türkiye” başlıklı bir
rapor hazırlayarak ülkemizde son bir yılda yaşanan önemli olayları
özetlemiştir. Eğitim başlığında ise öğrenci andı, 2023 Eğitim Vizyon Belgesi,
Liselere Geçiş Sınavı gibi kamuoyunda da tartışılan bazı konulara yer
vermiştir. “Eğitim politikaları açısından 2018 oldukça hareketli geçti. Değişen
ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş sistemlerinin uygulanması, Cumhurbaşkanlığı
hükümet sisteminin kabulüyle Milli Eğitim Bakanı değişikliği, 2023 Eğitim
Vizyon Belgesi’nin açıklanması, yükseköğretimde ise öğretim üyelerinin
unvanlarında yapılan değişiklik ve norm kadro uygulaması yaşanan önemli
değişiklikler olarak göze çarptı.” (s. 304)
Demokratikleşme
paketi kapsamında 8 Ekim 2013’ te Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları
Yönetmeliğinin “Öğrenci Andı” başlıklı 12. maddesi kaldırıldı. Böylece ilkokul
öğrencilerinin her gün dersler başlamadan önce öğretmenlerin gözetiminde
topluca ilgili maddede metni verilen andı okuması uygulamasına son verildi.
Ancak Türk-Eğitim Sen’in 2013’ te bu yönetmelik değişikliğinin iptali istemiyle
açtığı davada Danıştay 8. Dairesi 19 Ekim’de iptal kararı verdi.(s. 297)
Temel
Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavlarına yönelik eleştirisi ve
kaldırılmasına ilişkin açıklamaları sonrasında MEB yeni bir sistem üzerine
çalışmalarını tamamlayarak TEOG’ u kaldırdı. Liselere Geçiş Sınavı (LGS) olarak
kamuoyunda adlandırılan yeni sınav sisteminin temel mantığı şudur: Öğrencilerin
yaklaşık yüzde 10’ unu kapsayacak şekilde “seçici” diye nitelendirilen başarılı
ve köklü fen bilimleri, sosyal bilimler ve bazı Anadolu liseleriyle yine bazı
başarılı Anadolu meslek ve Anadolu imam hatip liseleri öğrencilerini sınavla
seçmektedir. Geri kalan yüzde 90 da sınavsız geçişle ikametlerine en yakın lise
türlerinden istediği beş liseyi tercih edebilmektedir.(s. 313)
Göç
İdaresine göre Ülkemizde yaşayan ve eğitim çağında olan Suriyeli, 1 milyon 47
bin çocuktan 610 bin 278 kişisi okullarımızda Türkçe eğitim görmektedir.
Üniversitelerimizde ise 20 binin üzerinde Suriyeli öğrenci okuduğu
belirtilmektedir. Belki de dünyada bu zamana kadar bu büyüklükte böyle bir
eğitim hizmetini geçici koruma altındaki başka bir ülke vatandaşına sağlayabilen
ülke olmamıştır.
Bir
milyon öğretmen bir milyon fikir projesiyle herkesin fikrini paylaşmasına imkan
sağlanmıştır. Mobil uygulamalar daha da geliştirilmektedir. İstatistikler,
sınav başarı değerlendirmeleri ve mesleki eğitimin durumu konusunda ciddi
raporlar paylaşılmıştır. Sınav odaklı olmayacağız ancak neyi nasıl ne kadar
yapabildiğimizi de belirlemek adına ölçme değerlendirme merkezleri ve birimleri
kurulması kararlaştırılmıştır.
Bu
yıl yükseköğretim sınavına 2 milyon 400 bin kişi katılmış, bunların 857 bin 240
kişi de yerleştirilmiştir. Bu talebin karşılanabilmesi için dördü vakıf olmak
üzere 27 üniversite kurulmuştur. Bunlarla birlikte toplam yükseköğretim kurumu
129 devlet, 72 vakıf üniversitesi ve 5 vakıf MYO olmuştur.
Cumhurbaşkanlığı
hükümet sisteminin ilk Milli Eğitim Bakanlığı görevine milletvekili olmayan Prof.
Dr. Ziya Selçuk 10 Temmuz’da göreve getirildi ve Mecliste yemin ederek görevine
başladı. Üstelik en çok tartışılan liselere giriş sınavı sonrası birinci
yerleştirme sonrasında göreve başlayan bakan, kısa zamandan işlemlere nüfuz
ederek gerekli dokunuşlarda bulunmuştur.
Özellikle insan odaklı, değerlerin sentez edildiği, çift kanatlı eğitim
felsefesiyle, öğrenciyi, öğretmeni ve okul yöneticiliğini önemseyen, verilere
dayalı etkili yönetim prensibiyle, şeffaf, paylaşımcı ve kapsayıcı hepimiz
yaklaşımıyla hazırlayarak açıkladığı “Vizyon 2023 Belgesi” bir rota çizmiştir. Üç
yıllık bir planla çok sayıda yenilikle mutlu ve başarılı öğrenciler
yetiştirileceğine dair bir kanaat oluşturulmaya çalışılmaktadır. Rasgele
insanlara sorulacak olsa eğitim konusunda çoğu Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk
adını hatırlayacak ve söyleyecektir. Bakan bey, birçok ilde okul müdürleriyle
toplantılar yaparak her birine mesajını ileterek önemli olduklarını
hissettirmekte ve onların desteğini almaya çalışmaktadır. Kısa zamanda algıyı
olumlu yönde değiştirmiş geleceğe yönelik umudu tazelemiştir.
Eğitim
sistemi bir bataklık mı? Fen, sosyal, Anadolu liseleri çöküyor, dört işlemi
bilmeyenler üniversiteden mezun oluyor. Türk eğitim sistemi nereye gidiyor?
Tarzındaki söylemler belki dikkat çeker ama eğitime bir faydası olmaz. Tabi başta
eğitimcilerin 2019 yılında da beklentiler oldukça fazla. Özlük haklarında
iyileşme 3600 ek gösterge, eğitim meslek kanunu, ücretli-sözleşmeli öğretmen
yerine ihtiyaç kadar kadrolu öğretmen işe alınması ve eğitim altyapısı için
ihtiyaç duyulan yatırımların tamamlanması ilk akla gelenlerdi. Hatta hükümetçe
alınan tasarruf tedbirlerinin eğitim dışındaki kalemlere uygulanması daha
isabetli olacaktır.
Artık
yeni bir yılımız var 2019. Haydi hep birlikte başta eğitim adına güzel şeyler
düşünüp, güzel şeyler söyleyelim, güzel işler yapalım, çok çalışalım ve güzel
sonuçlar alalım. Bu zamana kadar çok konuştuk aradık durduk. Değiştirdik durduk
ama en sonunda eskiye döndük. Artık konuşmak ve aramak zamanı değil iş yapmak
zamanıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder