İşsizlik
oranlarının artışına bakıp ülkede ekonominin kötüye gittiğini, gazetelerin sarı
sayfa ilanlarında eleman arayanlar ile işkur kayıtları ve genel ilanlara bakıp
üretim/imalat/hizmet sektörlerindeki eleman talepleriyle de hala çarkların
döndüğünü ancak eğitim-istihdam ilişkisinde bazı sorunlarımız olduğu söylenebilir.
Ulusal büyüme ve kalkınma stratejilerimizde başarılı olmak için mesleki
eğitim-istihdam ilişkini güçlendirmeliyiz.
İşkur’un resmi
web sitesinde; ülkemizde halen 2 milyon 496 bin kayıtlı işsizin bulunduğu, son
bir yılda 215 bin kişinin işe yerleştirildiği, bunun yanında açık iş ilanı
sayısı 73.174 olduğunu görüp diğer yandan işsizlik oranının % 11,8’e artışıyla
birlikte değerlendirirsek; bu çelişkiyi, işi ve imkanlarını beğenmemezlik, işin
bulunduğu yerden uzak olmak, becerilerin uyumsuzluğu, mesleki eğitimin iş
hayatının beklentilerini karşılayamadığı gibi çeşitli yorumlarda bulunabilir. 2,5
milyon kayıtlı işsiz içinden aranan 73 bin kişinin çıkmaması üzerinde eminim
ilgililer çaba sarfediyordur. İşgücü piyasasının nitelik ve nicelik
boyutlarıyla arz-talep dengesi planlamasında aksaklıkları tespit ederek biran
önce gidermeliyiz.
Açık iş
ilanlarının açılımına bakıp belli sayının üstünde olanların bazılarını
sıralarsak; 18.300 beden işçisi (temizlik /inşaat/genel),1423 garson/servis
elemanı, 1548 büro memuru, 1500 elektrik elektronik elemanı, 1300 kaynakçı,
3100 güvenlikçi, 1115 kasiyer, 1010 konfeksiyon işçisi, 2234 dikiş makineci,
3845 satış danışmanı, 1228 çağrı merkezi elemanı, 1268 ön muhasebe, 941 reyon
görevlisi, 950 cnc operatörü, 421 aşçı, 503 aşçı yardımcı, 175 elektrik
mühendisi, 117 jeoloji mühendisi vd…hiçte azımsanmayacak rakamlarda çeşitli
meslek ve niteliklerde eleman ihtiyacı bulunduğu görülmektedir. Bunun yanında
kamu kurumlarının da yoğun eleman alımları yapacağı beklenmektedir.
Ülkemizde yeterli
sayıda yetişmiş nitelikli eleman yok mu? Geleceğe yönelik yapılan
projeksiyonları işgücü ile ilgili sağlıklı veriler ışığında yeniden gözden geçirmeliyiz.
Eleman arayan ile iş arayanı buluşturmadan
sorumlu İşkur gayretle çalışmaktadır. Mesleki eğitimden sorumlu Milli Eğitim
Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın mesleki eğitimi üstlenmiş bu konuda resmi
görevi olan meslek liselerimizden ciddi miktarda öğrenci de mezun olmaktadır.
Son yıllarda eğitime bütçeden en fazla pay ayrılmaktadır. İstatistiklere göre
mesleki eğitimde öğrenim gören öğrenci sayısının ortaöğretim içerisindeki oranı
% 50’yi aştı. Peki mezunlar nerede? Neden, hala sektörün nitelikli eleman
ihtiyacı karşılanamıyor.
Projeler,
belli bir konuda, belli bir zaman diliminde, belli sayıda kişiye yönelik
yapılan çalışmalardır. UMEM projesi de 23 haziran 2010 tarihinde büyük vaat ve
umutlarla hayata geçirildi. Çalışma ve Milli Eğitim Bakanlığı ile iş hayatını
temsil edenler el ele verdiler. İşletmelere gidildi ve soruldu ne kadar hangi mesleklerde
eleman ihtiyacınız vardır. Yüzün üzerinde meslek lisesi seçildi ve son
teknolojiyle donatıldı. Meslek öğretmenleri sektör ve üniversitede hizmetiçi eğitime
alındı. İşkur tarafından kursiyerler daha meslek kurslarına başlamadan
firmalarla buluşturulup eşleştirildi. Nitelikli eğitimcilerle güncellenen
atölyelerde mesleki eğitimlere başlandı. Günlük cep harçlığı verilerek da
verilerek eğitimi tamamlayanlar işe
başlatıldı. Teori olarak dört dörtlük bir projeydi. Heryıl 200 bin beş yılın
sonunda 1 milyon insan eğitilerek iş hayatına kazandırılacaktı. Her işletme bir
eleman istihdam ederek işsizlikle büyük oranda başedilecekti. Planlandığı ve
beklendiği gibi yürümeyen projeye daha sonra İşkur’un zaten yaptığı çeşitli
faaliyetler ilave yapılarak mesafe alınmaya çalışıldı. Böyle bir tecrübe
ortadayken yeniden bu tarz söylemin tek başına sorunu çözmeye yetmeyeceğini
düşünüyorum. Onlarca projede; insan hareketliliği, bilgi transferi ve eğitim
gezileriyle tecrübe paylaşımlarının beklendiği kadar hayata geçmiş somut
çıktıları olmadığı söylenebilir.
TOBB yetkilisi
yaptığı açıklamada; 1,5 milyon üyenin 700 bininde 10 kişiden az eleman
çalışmakta olduğunu ve +1 eleman alma
güçleri olmadığını belirtti. İşkur destek ve teşvikleri artarak devam ediyor. Kobilere
işlerini geliştirmeleri için bir miktar faizsiz kredi de veriliyor. Mesleki
eğitim almış, genç, kadın, engelli istihdam eden hatta yeni mezun üniversiteli
istihdamında bir yıl maaşın % 50’si, ikinci yıl % 25’i devletten, yemek ve yol
vergiden düşülebilecek, 42 aya kadar SGK işveren payı desteği, bir personel
için yaklaşık 275 Tl asgari ücret avantajıyla işbaşı eğitim programında yetiştirdiğin
elemanı beğenirsen çalıştırmaya devam edebilirsin deniliyor. Daha ne kaldı?
herşey düşünülmüş. Hala kayıtsız ve yabancı eleman çalıştırmaya gerek var mı?
Potansiyel işgücüne sahip vatandaşlarımıza sosyal devlet kapsamında yapılan
desteklerin de gözden geçirilmesi gerekiyor. Diğer yandan üniversite mezunu
işsiz gençlerin yaklaşık % 30’unun henüz iş aramadığı tespit edilmiştir. Halen
varolan nitelikli eleman ihtiyacı karşılanamıyorken yeni oluşturulan +1 eleman
talebi nasıl karşılanacak, sadece destek ve teşviklerin açıklanması yeterli
olacak mı? Biraz farklı bir öneri olarak, öncelikle kamudan 65 yaşından geriye
doğru genç üniversiteli mezunların istihdamına kadro açmak amacıyla zorunlu
emekliliğin de bir nebze fayda sağlayacağını düşünenlerdenim.
Herşey iyi güzel,
meslek lisesinde üç yıl teori ve pratik eğitim alıp meslek diploması sahibi
olan mezunlarımızla iş hayatını niye buluşturamıyoruz. Gençler neden hala
üniversite kapısında yığılıyor. Bu ülkenin bu kadar üniversite mezununa
ihtiyacı var mı? Biz meslek lisesi öğrencisini lise birinci sınıftan itibaren
meslek seçtirip ilk yıl haftada bir gün, her yıl birgün artırarak ve işhayatına
dahil ederek işbaşında meslek öğretimine geçmezsek bu buluşmayı son sınıfa
bırakırsak meslek sevgisini, üretmenin-kazanmanın-başarmanın hazzını gençlere
tattırmazsak sorunu çözemeyiz. Öğrenci, mezun olmadan dört yıl staj yaptığı
işyerinde başarılı olup kendisi kabul ettirenlerin bence iş aramak gibi bir
sorunu olmayacaktır.
Bir dönem
mesleki eğitimin önünde katsayı engeli sorunu var deniliyordu. Katsayı konusu
çözüldü ama şikayetler devam etmektedir. Bu sorun meslek liselerinde okuyan
akademik seviyesi belli düzeydeki yaklaşık % 25 öğrencinin sorunuydu. Zira
meslek liseleri üniversiteye öğrenci hazırlayan eğitim kurumları değildir. Sektöre
nitelikli rekabet edebilir ürünleri üretecek meslek adamı yetiştirmek için
açılan okullardır.
Bir de yeni moda
bir sanayi 4.0 konumuz var ki, tüm dertlerimizi çözecek zannediliyor. İmalat
sektöründe elektronik, bilgisayar ve otomasyon teknolojisini kullanan belli
ölçek ve sayıdaki sınırlı işletmemizin orta ve uzun vadede geçebileceği bu
atılımla tüm sektör ve iş hayatının sorunları bitmeyecektir. Sanayi 4.0
modelinin mucizevi bir çare olarak görülmesi çok yanlıştır.
Ülkemizdeki
durumu eleştirirken bu sorunla diğer ülkelerinde mücadele ettiğini unutmayalım.
Sürekli proje ve kampanya yerine sağlıklı işleyen ilişkiye sağlayacak bir
sistemi kurma yolunda somut adımlar atmak gerekiyor. Bu konuda çözümü sadece
devletten beklememeliyiz.
Ben de varım
diyerek istihdam seferberliğine desteğini açıklayan sektör ve holding
temsilcilerini tebrik ediyorum. Taahhütler gerçekleştikçe diğerlerine örnek
olması için istihdam sayılarını da açıklamaları faydalı olacaktır.
Unutulmamalıdır ki! Bu konuda mutlaka başarılı olmak zorundayız.
Politika
üretme konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Çok orijinal fikirler çıkıyor ve
projelendiriliyor ancak teoride her güzel proje uygulamada başarılı olmuyor. Sonuca
gitmek ve uygulamada bazı sorunlarımız var gibi. Herşeye rağmen 2023
hedeflerimiz var ve biz başarabiliriz. Enerji kaynağı olarak doğalgazımız ve
petrolümüz olmayabilir ancak bizim enerji dolu genç neslimiz var. Üretme
heyecanını gençlerde oluşturabilirsek diğer ülkeleri şaşırtan geçmişteki başarı
hikayelerini yeniden yazabiliriz. Geriye kalanı mesleki eğitim sistemimizi
uygulamaya dayalı olarak işhayatıyla entegre ederek yeniden yapılandırmak ve
çok çalışmaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder